31 Mart 2013 Pazar

Pek Çok Şeyli Çıtırlar!

 
Size pratik, bol karbonhidratlı bir tarif vereyim. Yaprak sarmasının yanında gidebilecek bir şeyler ararken uyduruverdim. "Uydurulup Memnun Kalınmışlar" listeme ekledim hemen. Güzel yanı malzeme listesinin son derece esnek olması.
 
                                                      sebze olarak ben şunları kullandım, o küçük sarı şey; taze zencefil. 
                                                                         baharat olarak; *köri    *k.biber   *kr. biber    *susam    *tuz   (fotoğraftakinin 3 katını daha ekledim sonradan (:)  koydum.
patatesleri ve zencefili rendeledim.
diğerlerini doğradım farklı şekillerde. 2 parmak uzunluğunda da dil peynirini minik minik dilimleyip ekledim. 2 tane de tavuk pirzolayı küp küp doğradım, buna gerek duymayabilirsiniz. Daha bir yemekimsi olsun istedim ben.
tüm malzemeleri karıştırıp, 1 bardağa yakın * mısır unu ve un koydum. 1 şişe soda ekleyip hepsini karıştırdım. böyle sebzeli bir hamurumuz oldu.
İsterseniz yağda kızartabilirsiniz, ama ben tavada biraz tereyağı kızdırıp, hamur parçalarını kaşıkla döktüm, eğri büğrü.
 
bir yüzü kızarınca hemen 2-3 dk içinde, arkasını çevirdim. Çıtır çıtır, sebzeli hamurlar oldu. evet evet "mücver" e benziyor, ama benimkisi yumurtasız ve mısır unlu sodalı, bir de pek çok şeyli...
tarifi refika'ya da gönderdim...
 
işte böyle...Afiyet olsun.
 
 

25 Mart 2013 Pazartesi

küpeler ve diğerleri

 

Bu küpeleri bir Pazartesi kazağına uydurmak için yaptım. Bir desen bulup, çıktı aldım. Altına da 5-6 kat kağıt kestim, mukavva olmadığı için. Kağıtları üstüste yapıştırdım, kenarlara keçeli kalemle bordür yaptım üstünü de cilaladım. Böyle bin tane küpe yapılabilir ve kolye ve yüzük de.Sonra ben bunları nerelere sığdıracam diye de hayıflanılabilir...hayflanmaya şey çıkmış olur hem böylelikle.

bunu da 12 yaşında Gamze yapmış. İpleri tutkallayıp bir tabağın etrafına dolamış, donunca çıkarmış. Ne hoş değil mi?
 
Sizce bu kitabı okuyup, anlayıp sonra da özümseyebilir miyim? her şey çözümlenir mi yani? Mümkünatı var mı dersiniz?
 
Mutlu geceler ve günler...
 

23 Mart 2013 Cumartesi

çok pembe bir tehlikeli madde!


ah biliyorum evet. "Pembe"nin, hele ki bu tondaki böyle yüksek dozlu halinin,  bir kız çocuğu için 1 bardak tinerden daha tehlikeli olduğunu biliyorum. Ama pembe sevmenin tek sevimli yanı bu çantanın sahibinde :)
işte bu çantayı Gülben' e yaptım. pek komik, pek güzel değil mi? Çok sevinecek. Sevinmeli videoyu da gösteririm size.

şu malzemeleri kullandım. çantanın içinde kapitone, ortada keçe, dışında da görünmese de bir kat mor tül var.


işte böyle...



 
 

20 Mart 2013 Çarşamba

mutlu Baharlar!

27 buçuk yıllık, odunsu bir bitkiydim. bahar bayramı gelmişti, toprağım havalandırılmalıydı. köklerim toprağın en uzaklarına uzanamama acısını hissetmiyordu. alışık gibiydi. öylesine...yağmur da yağmıyordu, güneş de varsın olmasındı madem.
 

18 Mart 2013 Pazartesi

İngiliz Kraliyet Turtası

bu turtacıkları yapıp yiyince inanamadım. sonra bi tane daha yedim, baktım ilki gibi muhteşem. a ah, üçüncüsü de olağanüstü çıkmasın mı? İngiliz Kraliyet Ailesinin 5 çayı aperatifi ancak böyle bir şey olabilir. siz şimdi iyisi mi, bundan yapın. Ya benimle aynı hisleri paylaşmak için, ya da "amaann bu muymuş öve öve öküz ettiği" şeklinde bir burun kıvırmayla beni şaşırtmak için!
Yapılışına geçmeden önce "ah güzel fotoğraflar çekebilseydim!" şeklinde yakınmadan edemeyeceğim...
 
 Malzemeler;
(İçi İçin)
*donmuş meyve-vişne ya da böğürtlen(superfresh-8.50 TL)
*1 soyulmuş, doğranmış elma
*2 yemek kaşığı toz şeker
*2yemek kaşığı mısır unu
 
(Hamuru için)
*120 gr un
*80 gr toz şeker
*250 gr soğuk, doğranmış tereyağı
*1çimdik tuz
 
Malzemeler böyle gramlı olunca, halen bir hassas mutfak terazim olmadığından, göz kararı terazimi kullandım, tuttu da. burada püf noktası; malzemelerin soğuk olması.
 
                                                                               Yapılışı;
hamur malzemelerini yağı una yedirerek karıştırıyoruz, sonra buz gibi 2-3 yemek kaşığı su ekleyerek hamuru iyice yoğuruyoruz. 2 yağlı kağıt arasına alarak, hamuru açıyoruz. bu halde buzdolabında yarım saat bekletiyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
 
 Beklemiş hamuru bir bardak ağzıyla büyükçe kesiyoruz ve mufin kalıbına yerleştiriyoruz. İçine hazırladığımız içten doluca bir kaşık koyuyoruz. Üzerini daha küçük bir bardakla kestiğimiz hamurla kapatıyoruz. kenarları elimizle yapıştırıyoruz.
 
Sonra her bir tartın üzerine yumurta sürüp, minicik (varsa) esmer şeker serpiyoruz ve kürdanla 1-2 delik açıyoruz, hava alsın diye.
180 derecelik fırında 35-40 dk pişiriyoruz. İşte bu kadarcık. İyi anlatabildim mi?
 
Sonra o çıtır kıtır hamurlu, yumuşacık, ekşili dolgulu tartımızı yiyip kendimize inanamıyoruz!
 
Ah yanına tabi ki soğuk süt içiyoruz. Afiyet Olsun:) Hadi şimdi koşun da yapın, olur mu?
 

16 Mart 2013 Cumartesi

9 Mart 2013 Cumartesi

Baharcılara Müjde!

 
Taze SARIMSAK; kuşlar, böceklerden, çiçeklerden, ısınan havadan,içimizdeki kıpırtıdan ,dondurma yalayan çocuklardan daha çok baharın habercisi...En güzel bir şey...

5 Mart 2013 Salı

Pek Işıltılı Şeyler

bugün epey bir kızcılık oynadım. Kibele'yle alışveriş bilene yaptık. hatta her giydiğimizi bile aldık ki bu pek de olağandışı, metafizik bir şeydir normalde.

neyse yeni küpelerimle tanışın. Bugünkü ruh halime uygun, pek de kızsı değil mi? pırıl pırıl...

 
yapımı öyle kolay ki...






 



Tüm malzemeler bunlar;
*asetat kağıdı
*uhu
*sim
*makas
*küpe aparatı

 
 
 

                                                    Asetatı istediğimiz şekilde kesiyoruz, uhu sürüp bolca sim döküyoruz. sonra yapışmayan simleri çırpıyoruz. Ağzımızda, burnumuzda bulduğumuz simleri yalayıp yutmuyoruz... bu bilekliği de çok önceleri yapmıştım, fermuarın kenarlarını kesiyoruz , kolye şeysiyle halkayla ucundan tutturuyoruz. işte bir set altınım oldu:)
bir de hafif, pratik bir elma tatlısı tarifi vereyim, gecemiz şenlensin. şimdik 3-5 ceviz ya da bir avuç bademi dövüp, tarçın ve 2-3 tatlı kaşığı esmer şekerle karıştırıyoruz.


Elmaların içini 2 parmak genişliğinde oyarak, hazırladığımız harcı ve parça pinçik ettiğimiz hurmaları dolduruyoruz, sırayla bir kaşık harç bir parça hurma...En son elmaların üzerini etreyağıyla kapatıyoruz. 200 derecelik fırında 25 dakikada falan pişiyo. fırın kabının dibine azıcık su koyun.
 
   Nurtopu gibi Sürprizli Elmalar hazır!
 
Kaymak ya da dondurmayla servis edilebilir.          Elmanın kabuklarını soymazsanız, karizmatik oluyo kaşıkla yeniyo, kabuklarını soyarsanız, ergonomik oluyo çatal bıçakla yeniyo. pek de sağlıklı, hafif olduğundan bir kenara not edilmeli...
 
 
 

3 Mart 2013 Pazar

Nükleer Tehdit, Biscolata Erkekleri ve Bakımlı Olma Meselesi

Yıllar sonra ilk kez saçlarımı boyamaya karar verişimle başladı her şey. Bir rengin 20 farklı tonunun olduğu raftan, gerçek hayatta hiç kimsenin doğamayacağı renkte saç boyası çeşitlerinden birini seçtim. hikaye buraya kadar çokları için olağan. O ölümcül sıvıları birbirine katıp saçıma sürmeye başladığımda ortama salınan ağır, öldürücü, kimyasal koku , normal hiç kimsenin bu işkenceye katlanamayacağını kanıtladı bana ve bir kez daha normal hissettim kendimi. Saçımı boyayabilmek için başka odalarda oksijen molası vermem gerekti. Muhtemelen aldığım ağır kimyasallar derimin altını yer yer yeşertmiştir. Kadınlar kafalarını bir sallasalar, İran'dan daha fazla nükleer tehdit oluşturabilirler. Bundan sonra da bu kokulu kafayla herhangi bir Nükleer Santral Eylemine katılmamam, GreenPeace üyeliğimin de derhal düşürülmesi gerekir bu durumda. Dünyanın en büyük 3 endüstrisinin içinde yer alan Kozmetik'e de sanırım daha bir eleştirel bakmak gerek.Özellikle dünyadaki anti-militarist kitlenin çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu göz önünde bulundurursak. Ancak kapitalizmin ruhumuzdaki saydam, sinir uçları buna izin verir mi bilinmez! Şimdi "gel cancağızım, şu tezekleri toplayalım da yakıt falan yapalım sobalar için desek; gelmezler! o koku da bu değil mi! gerçi ne yani aktivist kızların saçları hep mi doğal? "Kafan değil de beynin güzel olsun!" mottosu da koca bir yalan mıydı? Ece Temelkuran bile afilli fotoğraflar çektirmiş ve güzellikten hoşlanma içerikli bir kaç cümle sarfettiyse , bu bakımlı olma hadisesine biraz daha kız-ca bakmalıyım belki de diye düşünürken; ne yani bıyıklarını almayarak gezmenin, topuklu ayakkabının olmamasının övünülecek bir yanı da mı olmayacak şimdi diyor içimdeki süpürge saçlı yengeç!

 Beynimin boş odalarına çarpa çarpa gezinen cümlelerin yanında filizlenmiş Biscolata reklamları meselesi var bir de. Erkeklerin izlerken kıskançlık tohumlarını yeşertmesine, kızların da ilk defa kendilerinin tükettiği bir ürünün kendilerinin hoşlanacağı bir çıplaklıkla sunulmasından duydukları gevrek haz için Biscolata reklamlarının yaratıcısını kutluyorum! Mesele tamamen toplumdaki sexist algıya karşı durmayla ilgili, erkeklerin yakışıklılığı başka bir olay, çünkü orada da bir teşhircilik yattığına göre, buna da karşı durmam gerekir. Ancak toplumda eşitlik sağlanana dek belki de pozitif-ayrımcı olacağız istemesek de el mahkum!

Bu yazının değişik ana fikirleri olabilir, olmaya da bilir!

Düğümlere Üfleyen Kadınlar

hiç unutmamak için hani geceleri ,uyumadan az evvel tekrar edip durduğun asla unutmayacağından emin olduğun halde ertesi gün kırıntılarıyla bile zihninde kalmayan bir tat var, çok da tanıdık hiç de duymadığın, hani çocukluğuna ait bir koku gibi dilini damağına yapıştıra çeke tanımaya, hatırlamaya çalıştığın, bu kitapta. Sek sek oynar gibi yazmış kitabını. Ah deyip deyip durduğun, hiç sevmediğin halde altını çizmek zorunda kaldığın cümlelerin kitabı. Bir kitap zaten sonunda ölür gibi değil de az önce bir bebeğin hayatını kurtarmışsın gibi, şefkatli bir hüzünle ağlatır gibi yapıyorsa seni; iyiidir, hoştur. Benim kitabım da ağlayalarını getirmeli insanların. Okuyun velhasıl dostlar!

2 Mart 2013 Cumartesi

pek çok bahis


Bu bir kalem kutusu. İçine daha başka şeyler de sığabilir. Kokoşlar makyaj çantası da yapabilir, ya da not defteri koyulabilir, acil durum çantacığı da yapılarak, kuru incir de koyulabilir. ya da ne sevimli böyle denilip, seyre dalınabilir.



Aslında yıllar önce görüp de yapılacaklar dosyama resmini kaydettiğim bu telisli çalışma şimdi arayıp tarayınca Alanay' a aitmiş, gördüm. Onunki kapı süsü idi.Bittikten sonra hangimizinkinin daha güzel olduğunu ergen kıskançlığıyla düşünmedim değil. bu aralar ergen bi şeyliğiyle bi şeyler yapıp duruyorum zaten.
 Hazır şarap, sabun falan satın alırken verdikleri telis çantanın saplı üst kısmını kesip, keçeleri yamuk yumuk daha düzgününü beceremediğimden değil de modeli böyley MİŞ gibi yaparak diktim. arkasında da düğme diktim. kalemik yaptım.










bu da bir minik keçe toka hediyeydi...





Bir görev bilinciyle size "kara buğday" dan bahsetmeliyim. bu üçgen prizma hububatı görünce o kadar heyecanlanmıştım ki, o yüzden yıkılışımda bu denli acılı oldu! Her türlü bakliyatla bir yığın çeşit salata yapmaya bayılırım ama kara buğday tam bir fiyasko oldu. Kokusu, dokusu iğrenç bile denebilecek ölçüde. 2. kaşığı alamadım tabaktan. Hep olduğu gibi ununu severek kullanmayı, bu güzel şekilli şeyi de boncuk gibi kullanmayı tercih ediyorum.







Eskilerden bir gömleğim vardı , daha ilk yıkamada sararıp derdine bir türlü çare bulunamayan. Onu toz kumaş boyalarla çamaşır makinesinde pembeye boyadım. Artık ne renk olduğu net bir gömlek oldu. bu yöntem ne harika. Eskiden büyük tencerelerde kaynatırdım da tüm mutfak o renge dönüşürdü. Şimdi makinenin deterjan bölümüne boyayı koyup, 90 derecede yıkıyorsunuz, tertemiz çıkıyor! ama bağımlılık yapıyor bütün evi boyamak istiyorum.


Bu da bahsedeceğim şeylerin sonuncusu. İke'ye masa tenisi skorbordu yapmıştım. ancak daha kullanışlı bir tane yapmalıyım. Fikri olan?
İşte böyle...
Verimli haftasonları da dilerim...