Güneş batmak üzere; ben yani Madam Adelaide İsviçre dağlarındaki ağaç evimin mutfağında uzun, kat kat bej, yakası dantelalı elbisemle akşam yemeği için ekmek pişirmişim ve soğuması için kalıbı yukarıya sürgülü penceremin önüne koyuyorum, dışardan çocukların neşeli koşturmaları ve mor ineklerin mölemeleri geliyor.
Bunun gibi...
Evet ben Heide'yi hala, hayli severim. Canım sıkkınsa ve sıkkın olmasın istiyorsam; Heidi'yi izlerim, ya da Sünger Bob'u.
Ben de bu görüntüye daha fazla dayanamayıp ekmek pişirdim.
*Un
*Tereyağı
*Birazcık bal
*1 pakete yakın instant maya
*Birazcık tuz
*Ilık su
Şuna dikkat ediyoruz; unu açıp tuz hariç tüm malzemeleri yavaş yavaş karıştırıyoruz. Tuzu doğrudan mayaya değil una ekliyoruz. Ilık suyu yavaş yavaş ekleyerek, kenarlardan da unu içeri yavaş yavaş alarak hamuru yoğuruyoruz.
Hamuru yarım saat streçleyip sıcak bir yerde bekletiyoruz.ben dışarı çıkmam gerekince 1.5 saat bekletmiş oldum.
Böyle kocaman oluvermiş.
Mayalanmış hamura istediğim şeyi koyabiliriz. ben *ceviz, *haşhaş, *biberiye, *tane karabiber koydum.
Aman ben beklerken bolca kabardım, fırında daha da kabarmam dememiş, daha da kabarmış azıcık hamurcuk sağolsun.
çıkar çıkmaz sıcak sıcak Miss gibi dağ tereyağıyla yiyoruz.
Tadı güzeldi ama tuzsuz olmuş.En az 1 buçuk tatlı kaşığı tuz koymak gerekmiş meğer.
Neyse önemli olan, ekmek yapmaktı işte...
bu da bol kalorili bir öğün kurtarma seçeneği, özellikle iştahsız çocuklar için. Muz, Bal, Badem, Kuru İncir ve süt...
Dünyanın her yerinde köyler aynı şeyleri hissettiriyor galiba...Bu kitabı çok sevdim. Okuru takmayan kitaplara bayılırım zaten, öyle kendi dünyasına alıveriyor.Diyaloglar pek gerçekçi.





